Tipografi nedir? tipografi nasıl yapılır? typoraphy nedir? doğru

Tipografi(Typography)

Tipografi pek çok tasarımcıya, hala gizemli geliyor. Tipografi derken, klasik “Hangi yazı tipini kullansam acaba?” sorusunun cevabından çok, em çizgisinden noktalama işaretlerine uzanan bir alanı kastediyorum. Böyle ince ayrıntıları titizlik olarak görüyor olabilirsiniz. Tasarımı amatör olarak yapıyorsanız haklı sayılırsınız. Bu kadar derinlere inmenize gerek yoktur. Fakat eğer ekmeğini tasarımdan çıkaranlardansanız, tasarımı bir hobi değil, bir sanat olarak icra etmeniz gerekecektir ve sanatınızı iyi yapmanın yolu da işin inceliklerini iyi öğrenmektir.

Tipografinin temellerini, “5 Adımda Doğru Tipografi” yazı dizisiyle öğrenmeye çalışacağız. İsterseniz “Bölüm 1″ diyelim ve Ölçü ile başlayalım.

ÖLÇÜ (measure)



Ölçü (measure), yazımızın genişliğine verdiğimiz isim. Genişliğimizi belirlemek için kullanabildiğimiz değişik ölçü birimleri var. Bunlardan 3′ü sıkça kullanılıyor;

Bir point (nokta) = İnç’in 72′de 1′idir.
Bir pica = 12 point (nokta)dır.
Bir em = Kullandığınız yazı tipi boyutunun enlemesine nokta tipinden eşitidir. Örneğin 12 puntoluk bir yazıda 1 em 12 punto olacaktır.
Fakat DTP paketlerinin ve web sitesi tasarımlarının ortaya çıkması ile 2 ölçü birimi daha sıklıkla kullanılmaya başladı:

Milimetre
Piksel
Ölçü bölümünün


Ölçü bölümünün genişliği için en uygun değer, satırda bulunacak karakter sayısına göre hesaplanır. Genel kural olarak bu genişlik, 2-3 alfabe uzunluğunda veya başka bir deyişle 52-78 karakter uzunluğunda (boşluklar dahil olmak üzere) olmalıdır. Bu değerler, okunabilirlik açısından en uygun olan değerlerdir. Ölçü bölümünün genişliğini bu aralıkta tutarsanız, okunabilirlik açısından problem yaşamazsınız. Elbette okunabilirlik konusunda yapılan çok fazla araştırma var ve en uygun değerler, araştırmadan araştırmaya değişebilir ama 52-78 karakter aralığının genel olarak isteneni verdiği görülmüştür.

CSS ve değişkenlik?
Bildiğiniz gibi CSS’in hayatımıza girmesiyle, değişken tasarımlar kendini hissettirmeye başladı. Her yerde karşımıza çıkabiliyorlar. Sayfadaki yazılar aynı kalacak biçimde kolayca sayfa tasarımını değiştirebiliyoruz. Bu ise tipografi açısından enteresan bir durumu beraberinde getiriyor: Ölçü, sayfa boyutundaki büyüme-küçülmelere nasıl tepki vermeli? Hemen cevap verelim: Tasarımdaki değişikliğe göre, bütün sayfayı yeni düzene uyarlamalısınız. Karakter aralığından, satır aralığına uzanan bu meşakkatli yol, sizi biraz zorlayabilir.

Ölçüyü Yönetelim
Temel kural olarak, satır arası boşluğu, kelimeler arasındaki boşluktan daha geniş olmalıdır. Böyle bir kural konmasının sebebi, okuyucunun gayri ihtiyari alt satıra kaymak yerine, yan kelimeye geçmesini kolaylaştırmaktır.

Eğer ölçünüz, okunabilirlik kurallarına uymayacak kadar genişse, satır aralarını arttırmayı deneyin. Böylece okunabilirliği arttırmış olacaksınız. Satır arası boşluğu, Ölçünüze uyacak şekilde arttırılmalıdır. Ölçünüz küçükse, satır boşluğunu azaltın; ölçünüz genişse, satır boşluğunu arttırın.

Ters köşe?




Ters renkler kullanacağınızda, siyah üstüne beyaz yazı gibi, satır aralığını arttırdığınızdan ve karakter ağırlığını (font-weight) azalttığınızdan emin olur. Bu kural, bütün Ölçü genişliklerine uyacaktır. Siyah zemin üstüne beyaz yazı daha yüksek kontrastlı olacaktır. Bu sebeple harflerin arasını biraz daha açmalı, karakter ağırlığını azaltmalı ve satır aralığını arttırmalısınız.



Kelimeler arası boşluk uygularken dikkat etmeniz gereken kural, satır uzunluğu kısaldıkça karakter boşluğunu küçültmektir. Tabi ki tam tersi de aynen geçerlidir.

Sorumluluğunuz
Bu basit kuralları uygulayarak, sayfalarınızı rahat okunur hale getirebilirsiniz. Kısaca değindiğimiz bu kuralların, elbette dünyanın pek çok yerindeki sanat okullarında öğretilen derin bir mazisi var. Fakat bu kadar derinlere inmek, sektörümüzün alışılagelmiş özelliklerinden olmadığı için, en basit kurallar bile genellikle uygulanmıyor veya yanlış uygulanıyor.

Tasarımcılar olarak bizim sorumluluğumuz, yüzlerce yıllık geçmişi olan bu kurallara elimizden geldiğince uymak. Zaten kimse bizden yazılı basında uygulanması gereken bütün kuralları, web tasarımında uygulamamızı istemiyor.

Ümit ederiz ki, bu yazı dizisindeki kısa yazılarımız tipografi bilginizi arttırır ve web kültürünün bu köklü bilgileri yok etmesine engel olur.

2.Adım

5 Adımda Doğru Tipografi’nin 2. bölümünde İşaretler konusunu inceleyeceğiz.

Madde işaretleri, tipografik tasarımın, son yıllarda yazılım ürünleri tarafından katledilen bir parçasının adı. Madde işaretlerini kullanarak, okuyucuya, okuduğunun düzenli yazı sırası olduğu izlenimi vermeye çalışırız.

Genellikle yazı içinde alıntıya yer verileceği zaman da madde işaretlerini kullanırız ama en çok madde işaretli listelerde kurallara uyulmadığını görüyoruz.

Masaüstü yayıncılığının ortaya çıkışıyla birlikte, yazı sütunları oluşturmak çok kolay ve ucuz hale geldi. Problem, bu yazıların bir kutu içerisinde bulunmak zorunda olmasıydı. Yazının her karakteri, aynı kutunun içinde kalıyor ve dışarıya çıkamıyordu. Halbuki madde işaretleri bu kutunun dışında yer almalıydılar. Önceleri masaüstü programları, madde işaretlerini de aynı kutunun içine alarak problemi örtbas etmeye çalıştılar. Elbette tipografi açısından berbat bir durumdu bu.

Neyse ki yazılım şirketleri geç de olsa hatalarından döndüler. Yeni çıkan yazılımlarla, madde işaretlerini doğru biçimde uygulamak artık mümkün (Quark, Adobe Indesign vs.).

Kutu, madde işareti gibi tabirlere çok mu yabancı kaldınız? Öyleyse konuşmayı keserek örneklerimize geçelim.

Madde İşaretleri
Listeler
Girintili madde işaretleri (Yanlış)




 Sola yaslı bu örnek yazı, madde işaretleri tarafından bölünmüş ve madde işaretleri dışarıda kalmadığı için estetiğini kaybetmiş.

Madde işaretleri boşlukta asılı (Doğru)



Yukarıdaki örnekteyse madde işaretleri yazının dışındaki olukta asılı duruyorlar. Madde işaretleri bu şekilde dışarıya çıkarıldığı için yazıda dalgalanma olmuyor ve istenen bölüm doğru şekilde listeleniyor. Listelemeyi bu şekilde yapmak, yazının daha okunaklı olmasını ve daha profesyonel görünmesini sağlıyor.

Alıntı
Girintili madde işaretleri (Yanlış)



Yazı tipi kötü tırnak işareti kadar can sıkıcı bir tipografi problemi yoktur. Buradaki örnekte de tırnak işareti girintili başladığı için yazıda dalgalanmaya ve çirkin bir görüntüye sebep oluyor.

Madde işaretleri boşlukta asılı (Doğru)



Asılı Tut!İşin kısası; yazı arasında alıntıya veya listeye yer verecekseniz, işaretlerin yazı bloğunun dışında bulunmalarını sağlayın.

Bu basit tavsiyeyi tutmakta zorlanabilirsiniz. Web çalışmalarında bunu uygulayabilmek özellikle zordur. Fakat akıllıca bir uygulamayla (belki divleri uygun şekilde kullanarak, nasıl yapacağınızı en iyi siz bilirsiniz) tipografik olarak doğru işaretler oluşturabilirsiniz.

3.Adım
5 Adımda Doğru Tipografi’nin 3. bölümüne geldik. Bu bölümde Ligature’leri inceleyeceğiz.

Ligature, harflerin birleştirilmesine verilen isim. Bunların bazıları fonksiyonelken, bazıları sadece dekoratif olarak işe yarıyorlar.Genellikle Serif ailesindeki yazı tiplerinde rastlanıyor.

Ligatureler genelde birbiriyle karışan harflerde kullanılıyorlar. Mesela Serif yazı tipindeki f harfini ele alalım. Küçük harfle ve italik yazılmışsa f harfinin tepesi ve kuyruğu kendisinden sonraki karakterin alanına giriyor. Böyle üstüste binmelere, tipografi dilinde kern adı veriliyor.



f’nin bir sonraki karakterin yerini işgal ederken, o karakterle birleşiyorsa problemimiz başlamış demektir. Küçük harfle yazılmış f ve i harflerini ele alalım: Roman tipinde yazıldığında (Yukarıdaki resimde A), f’nin üst çıkıntısı i harfi ile karışıyor. Yazı tipi italiğe çevrildiğindeyse, efekt çok daha kötü bir hal alıyor (Yukarıdaki resimde B). Bununla birlikte yazı tipi tasarımcıları, f ve i harflerini birleştirerek fi ligature’üne çeviriyorlar. Yukarıda gördüğünüz gibi, i’nin noktası kaldırılıyor.



Ligatureler ve diller, geçmişten günümüze birbiriyle sıkı ilişki içindeler. 16. yüzyılda tipograflar Latin harflerindeki çatışmalara engel olmak üzere 5 ana ligature’ü hazırladılar (Yukarıdaki resme bakınız). Bu ligaturelerden bir kaçını, pek çok yazı tipinde görebilirsiniz. Fakat Latin dillerinin -özellikle de İngilizce’nin- farklı dillerden kelimeler almalarıyla, bu ligaturelerden daha fazlasının üretilmesi gerekti.

Örneğin İngilizce fjord (fiyort) kelimesini ele alalım. f’nin üst çıkıntısı, küçük j harfinin üstündeki nokta ile karışacaktır. Yukarıda i örneğinde olduğu gibi bu problem de j’nin üstündeki noktanın kaldırılmasıyla çözülmüştür. Nadir rastlanan ligaturelerde başka bir problem ortaya çıkar: Bunlar genelde yazı tiplerinin standart karakter setinde bulunmazlar. İşte bu noktada, iş başa düşer ve gerekli düzenlemeleri oturup elimizle yapmak zorunda kalırız.

Baskıda kullanım
Ligatureleri özellikle başlıklarda veya logolarda kullanırız. Eğer iş buna değecek bir şeyse, logolardaki ligatureleri düzenlemek için ciddi bir çalışmaya girmek gerekebilir.

Diyelim ki, Flow’s Fine Beans adında bir kahve dükkanı için logo tasarlıyorum. İstersem, logoyu ligatureler içermeyen bir yazı tipiyle kolayca hazırlayabilirim. Ama böyle yaparsam logo oldukça basit duracaktır. Seçeceğim yazı tipi Serif olmalı, ayrıca kernleme ve yazı tipinin genel görünüşüne hassasiyet göstermeliyim.



Yukarıdaki başlığı Mrs Eaves yazı tipini kullanarak hazırladım. Ligature bölgelerinde karakterlerin nasıl birbirine karıştığı kolayca görünüyor. Ayrıca karakterler arasındaki düzensiz boşluklar, gözü rahatsız ediyor.

Kernleme ve fl ile fi arasında ligature var. Apostrof ortalandı



Eğer ligatureler doğru şekilde kullanılırsa, yazıya olan dikkati arttırırlar. Yazıya karakter katarlar ve Flow’un dükkanı hakkında bize bilgi vermeye başlarlar - kibar bir mekan, kahvesi hoş.

Bu şekilde ligatureler üzerinde ciddi manada çalışarak, marka mesajının doğru verilmesine katkı sağlayabiliriz.

Peki web’de ne yapacağız?
İnternette ligature kullanmak biraz sıkıntılı. Fonksiyonel olarak, aşağıda listelenen ligatureler için özel karakterler hazırlanmış - farklı diller için işe yarıyorlar.

Æ Æ Büyük AE
æ æ Küçük harflerle ae
Œ Œ Büyük OE
œ œ Küçük harflerle oe
Ð Ð İzlanda büyük harflerle eth
ð ð İzlanda küçük harflerle eth
ß ß Alman Çift-s
Þ Þ İzlanda büyük harflerle thorn
þ þ İzlanda küçük harflerle thorn

HTML fi, ffi, fl, ffl, ff gibi temel 5 ligature’e özel karakter setlerinde yer vermiyor. Fontlarda genelde bu ligatureler bulunuyor, fakat konumuz internet olduğunda “Kullanılmalı mı?” sorusunun net bir cevabı yok.

Ligature’leri, baskıda veya grafik-logotype tasarımlarında kullanmanızı tavsiye ederim. Bu şeklide kullanılan bütün ligatureler hoştur. Pek çok insan ligaturelerin geçmişte kalmış bir adet olduğunu ve artık kullanılmaması gerektiğini savunsa da, bence yanılıyorlar.

Yazı tipinizde, logotype çalımalarınızda ligaturelere yer vermeniz, tipografik olgunluğunuzun ve sanatınız derin bir göstergesi olabilir.

4.Adım
Aslında bu konunun, önceki bölümlerimizde işlediğimiz konular kadar keskin çizgileri yok. Yine de biz bir yerden başlayalım.

Biraz tarihİlk tipograflar, eserlerini tek bir yazı tipiyle, tek bir yazı boyutuyla ve genellikle tek bir renkle yazarlardı. Aralara illustrasyonların eklenmesiyle, eser son halini alırdı. Bu tarz tipografların yazıları kaliteli ve biligilendirici olurdu. Tasarım mı? Unutun gitsin!

Eski eserlere, hani şu kalın siyah harflerle yazılan eserler var ya, bir göz atın. m‘ler u‘ları andırır, her y biraz p kokar. İllustrasyonlar, yazının içinde adeta “sırıtır”. Haklı görülmelidirler; çünkü dizgicilerin elinde resimleri ekleyip çıkarabilecekleri, “Olmamış 2 px boşluk atalım abi” diye fikir üretebilecekleri bir Corel, bir Quark yoktur.

Alıntıdır
Haliyle deneme yanılma yapmak yerine, resme uygun bir boşluk bırakır, dizmeye başlarlar. Saman kağıdına yazılmış sayfalar dolusu ön dizgi ve sayfaların orasında burasında bir kaç parmak boşluklar… Final dizgisi yapıldığında buralara resimlerin ekleneceğini hayal edebilmek için, geniş bir hayal gücü gerekir.

Eh sabahtan akşama harf kalıpları dökenlerde bu hayal gücü fazlasıyla vardır.

Hasılı sıkıntı çekmezler.

Tipografide Boyut KavramıBoyut kavramı, tipografiye 16. yüzyılda girer. Avrupalı tipograflar, bu yüzyılda bakarlar tek boyutla olmuyor, bir dizi yazı boyutu üretirler. Bu boyutlar hepimizin tanışık olduğu boyutlardır: 6′dan 72′ye… Yaklaşık 400 yıldır bu dizilim değişmez, bir iki ekleme çıkarmayla günümüze kadar gelir, bilgisayarlarımıza girer.



 Peki boyutları önemli yapan ne? Bu temel boyutlar kullanılmazsa ne olur?
Eğer doğru kullanılırsa, bu yazı boyutları, gözünüzü diğerlerinden çok daha az yoracaktır. Bu kesin ifadeyi, 400 yıllık maziye güven olarak yorumlayabilirsiniz.

Enteresan bir noktaya gelelim. Bu boyutların 16. yüzyıla uzanan bir mazisi olduğunu daha önce söyledik. Bugünkü kullanımlarından bir farkları vardı. O zamanlar nokta cinsinden değer vermek yerine, bu boyutları isimlerle ifade ediyorlardı:

6pt: nonpareil
7pt: minion
8pt: brevier veya küçük metin
9pt: bourgeois veya galliard
10pt: long primer veya garamond
11pt: küçük pika veya philosophy
12pt: pika
14pt: english veya augustin
18pt: great primer
21pt: çift küçük pica veya çift pika
24pt: çift pika veya çift çizgi pika
36pt: çift great primer veya 2 çizgi great primer
Yeni bilgisayar yazılımları sayesinde, bu boyutlarda kalmak zorunda değiliz. İstediğimiz boyutta harflerle yazabiliyoruz. Peki bu kötü bir şey mi?

Cevabımız “Duruma göre değişir.” olacak. Tasarım gücünüze güvenerek, yaptığınız işe uygun bir boyut kullandığınızı düşünüyorsanız ve çalışmanızı görenler de kullandığınız boyuttan rahatsız olmuyorsa, iyi iş başarmışsınız demektir. Kuralları pek de önemsemeyin!

Çalışmanızı görenler yazı tipini beğenmiyorlarsa… Yukarıdaki paragrafta söylediklerimizi boşverip kurallara uyun siz en iyisi .

Boyutu uygulamak
Web’e dönelim isterseniz. Yukarıda açıklamaya çalıştığımız boyut kavramını web sitelerimize nasıl uyarlayabiliriz?

Öncelikle kodlamalarımızda CSS kullanalım. Bunun bize bir yığın faydası olacak: Kodlamamızın temiz ve düzenli olmasını sağlayacak, bir kaç satırla oynayarak tasarımımızın çehresini değiştirebileceğiz.

Boyut için pixel mi, point (nokta) mı kullanmalıyız? Bu tamamen kişisel tercihiniz olacaktır. Yalnız pixel kullanacaksanız, farklı platformlarda farklı sonuçlar alacağınızı unutmayın.

CSS kodlarken de tipografi geleneğine bağlı kalmak istiyorsanız, em’ler ve yüzdeler için temel teşkil edecek bir ölçü, mesela pixel cinsinden, bulmanız gerekiyor. Eğer relativeler (small, x-small vs.) kullanırsanız bu temel üzerinde kolaylıkla küçültme - büyütme yapabileceksiniz. Relativelerin CSS ile CSS2 arasında bazı farkları var tabii.

Sayfalarınızda kullanacağınız temel değerler için birer boyut değeri bulun.

11px /16.5px - Body. Ana yazı boyutu.
24px - Ana Heading değeri. Sayfa isimlerini göstermede kullanabiliriz.
18px - Alt başlıklar için heading.
16px - Menü başlıkları için kullanılabilecek heading.
13px - Diğer heading içindeki yazılar için.
gibi… Bunları CSS kodlamaya başlamadan önce hazırlarsanız, kodlama aşamasında “Bi değer sallayalım işte!” diyerek tipografiyi önemsememenizi baştan engellemiş olursunuz.

CSS’i kodlarken bu değerleri şöyle yazacağız:

11px /1.5em - Body. Ana yazı boyutu.
218% - Ana Heading değeri. Sayfa isimlerini göstermede kullanabiliriz.
164% - Alt başlıklar için heading.
145% - Menü başlıkları için kullanılabilecek heading.
118% - Diğer heading içindeki yazılar için.
body {font: 11px/1.5em “Lucida Grande”;}

h1, h2, h3, h4, h5, h6 {

font-family: helvetica, arial, verdana, sans-serif; font-weight: normal;

}

h1 {

font-size: 218%;

}

h2 {

font-size: 164%;

}

h3 {

font-size: 145%;

}

h4 {

font-size: 118%;

}

Headingler arasında bu tarz bir bağlantı kurarsanız, doğal bir görünüm sağlayabilirsiniz. Sonuç itibariyle tipografik olarak uyumlu bir çalışma hazırlamış olduk ve uygulamamız 5 dakikamızı bile almadı. Kısa sürmüş değil mi?

Boyut gerçekten önemli
Gerçekten! Eğer bu yazı dizisinden aklınızda tek bir cümle kalacaksa, bu olsun. Lütfen çalışmaya başlamadan önce durun ve beş dakika kullanacağınız yazı boyutlarını belirleyin. Planınızı hazırlayın ve sadece Photoshop’un boyut listesinden bir değer seçmekle yetinmeyin. Boyutların uyumlu olduğundan emin olun ve bütün çalışmalarınızda bu uyumu korumaya çalışın.

Gelecek yazımızda weight (ağırlık) kavramını inceleyeceğiz. Bizimle kalın!

5.Adım
Biraz tarih
Yaklaşık 1200 yıldır Latin alfabesinde, büyük harf, küçük harf ve bu ikisi arasındaki ilişki biliniyor. 900lü yıllarda bile isteyen yazıyı tamamen büyük harfle, isteyen tamamen küçük harfle yazıyor; hakiki alfabelerde büyük küçük farkı yokken, dil bilimciler nerede büyük harf, nerede küçük harf yazılacağını tartışıyor. Hasılı atı alan Üsküdar’ı çok önceleri geçiyor; Batılı tartışırken, Doğulu şiirler düzüyor, edebiyatın kralını yapıyor.

Yazılarda italik (eğik) harfler kullanmak da o devirlerde ortaya çıkıyor. Yazının bir bölümüne dikkat çekmek isteyenler ne yapsın? bold’a basınca kalın yazacak makineleri olmayınca iş başa düşüyor, farklı yazı tipleriyle okuyucunun dikkati çekilmeye çalışılıyor. Kağıtlar pürüzlü, kamışlar deseniz mürekkep akıtıyor, harflerin ayarı birbirini tutmuyor. Cam gibi kağıtlar da var elbet ama, tüccarlar işlerini biliyor, Doğudan ithal kağıtların tanesine servet istiyor. Hasılı Batıda yazacak adamın sıkıntısı çok oluyor, çoğu rahat etmenin yolunu yazmamakta buluyor.

İşte durum bu vaziyetteyken, birden eğik yazmak moda oluyor. Kimin mahsülü olduğu bilinmiyor ama, adet çabuk tutuyor, şairler kağıdı düz tutmayı unutuyorlar. Kalın yazı mı dediniz? Onun ortaya çıkması için bir 11 asır daha gerekiyor.

Kalın harfler, 19. yüzyılın başlarında ortaya çıkıyor ve tarih sahnesine atıldıkları andan itibaren de dikkat çekmek için kullanılıyorlar. Bugün, yazının önemli kısımları kalın harflerle, parantez içi gibi yazıda ek bilgi içeren bölümleri eğik harflerle yazdığımızı görüp, eskiden de böyleydi zannedenler yanılıyorlar.

Web’de Ağırlık
Weight, bildiğiniz üzere ağırlık demek. Web dilinde ağırlık; bold, bolder, lighter, normal değerleriyle kullanılabileceği gibi, 100 ile 900 arasında sayısal bir değerle de kullanılabilir. İsterseniz, bazı örneklerle ağırlık kavramını yakından tanıyalım:

Bu yazının ağırlığı bold.

Bold, adı üstünde kalın yazmamızı sağlıyor.

Bu yazının ağırlığı 100.

Stili 100 olarak verirsek, yazımızın ince olduğunu görürüz.

Bu yazının ağırlığı 900.

900 tepe değeri olduğu için, bold olarak görünüyor.

Bu yazının ağırlığı lighter.

Bu yazının ağırlığı bolder.

Yukarıdaki bolder ve lighter örnekleri, diğerlerine çok benziyor ve bu kadar keskin çizgileri yok. Peki nedir bolder ve lighter?

Bolder ve lighter değerleri, adları üstünde daha kalın ve daha ince yazmaya yarayan ifadelerdir. Neye göre daha ince, neye göre daha kalın? sorusu aklınıza takılmış olmalı. Daha önce belirlediğiniz yazı tipi değerine göre tabii ki! Yani bu ifadeler, web diliyle relative ifadeler. Kullanıldıkları yere göre, kalınlığa farklı etkiler gösteriyorlar.

Nasıl kullanılır?
Ağırlığı, CSS kodları arasına şu şekilde yerleştiriyoruz:

.agir_yazi { font-weight: 800 }

Özet
Tipografi, yüzyılların birikimi olan bir sanat. Göze neyin hitap ettiğini, nasıl yazılması gerektiğini anlatan bir bilim. Eskiden adab-ı muaşeret kaideleri vardı ki, toplum içindeki davnanışları hizaya sokar, nasıl oturulup, nasıl kalkılacağını öğretirdi. Tipografiyi doğru uygulayanlar, webin adab-ı muaşeret kurallarına uymuş olacaklardır. Bu kurallara uymamak, insanlar tarafından ayıplanmaya sebep olmasa da; uymak, okuyucularda ister istemez güzel duygular uyandıracaktır.

Bazı hasletler vardır ki, birisinde gördüğümüzde farkında olmasak da etkilenir, gıpta ederiz.

Doğru yazmak da bu hasletlerden biridir.

Alıntıdır..

Yorum Yaz